Milliyetçilik Akımı Neye Sebep Oldu? Cesur Bir Bakış
Milliyetçilik akımı, tarih boyunca pek çok önemli değişikliğe ve dönüşüme yol açtı. Pek çokları için milliyetçilik, kimlik duygusunun, halkların özgürlüğünün ve birliğinin simgesiyken, diğerleri için bu akım, bölünmenin, düşmanlıkların ve şiddetin zeminini hazırladı. Peki, gerçekten milliyetçilik sadece bir yüceltme hareketi mi? Yoksa onun ardında daha karanlık ve bölücü etkiler mi gizli? Gelin, bu sorulara net ve tartışmaya açık bir şekilde bakalım.
Milliyetçilik Akımının Güçlü Yanları: “Halkın Gücü” ve Kimlik Arayışı
Hadi, önce meseleye güzelce girip milliyetçiliğin pozitif yanlarını görelim. Milliyetçilik, halkları bir arada tutan, ortak bir kimlik duygusu oluşturan bir güç olabilir. 19. yüzyılda, özellikle Avrupa’da milliyetçilik, bağımsızlık hareketlerinin temelini oluşturdu. İtalya’nın birleşmesi, Almanya’nın birleşmesi… Bir düşünün, halklar ne kadar büyük bir mücadele verdi, kendi ulusal kimliklerini bulmak için ne kadar büyük bedeller ödendi.
Milliyetçilik, halkların birlikte hareket etmesini sağlar. Bazen toplumsal barışı sağlamak için bir araya gelmek zorunda kalırız ve milliyetçilik, bazen de bu birleşmeyi pekiştirir. Ama burada devreye girmesi gereken bir soru var: Ne kadar milliyetçilik, ulusun birlikte yaşama ve barış içinde bir arada durma isteğini artırıyor? Yoksa bunun yerine bir tür ‘benim ulusum, benim kültürüm, diğerlerinden daha üstün’ yaklaşımı mı yaratıyor?
Kısacası, milliyetçilik halkın birliğini pekiştirebilir ve kimliğini savunmasına olanak tanıyabilir. Kimliğini bulmaya çalışan bir toplum için bu, büyük bir özgürlük anlamına gelebilir. Bunu takdir ediyorum. Ama burada ince bir çizgi var.
Milliyetçiliğin Zayıf Yanları: Ayrışma, Düşmanlık ve Şiddet
Hadi bakalım, şimdi işin biraz daha karanlık tarafına geçelim. Milliyetçilik, ne yazık ki tarihi boyunca bir bölünme ve düşmanlık aracı da olmuştur. Hani şu cümleyi duyduğunuzda içinizde bir yerler ağrımaya başlar: “Bizim ulusumuz, diğerlerinden daha üstün!” İşte tam burada, milliyetçiliğin tehlikeli yüzü devreye giriyor. Kimlik ve aidiyet duygusunu pekiştireyim derken, bir anda başka ulusları, etnik grupları ya da kültürleri dışlama, onlara nefret besleme gibi bir duruma düşebiliyorsunuz.
İçimdeki sosyal medya tartışmacısı şöyle diyor: “Herkes bu tür söylemleri Twitter’da çok rahat atabiliyor. Ama bir düşün; bu tür milliyetçi söylemler sadece birkaç kişiyle sınırlı kalmıyor. Sosyal medyada yayılan bu fikirler, hızla büyük bir kitleyi etkisi altına alabiliyor.” Evet, milliyetçilik, zamanla sadece bir kimlik duygusunu ifade etmekten çıkıp, ötekileştirme ve düşmanlık yaratmaya dönüşebiliyor. Hani bir tabir vardır ya, “Vatanı koruyacak diye her şey mübah mı?” İşte o, tam olarak milliyetçiliğin bence en tehlikeli boyutu.
Ve bazen bu, şiddetle sonuçlanabiliyor. Savaşlar, iç karışıklıklar, etnik temizlikler… Bütün bunlar milliyetçiliğin karanlık yüzünün doğurduğu felaketlerdir. Milliyetçilik, bir ulusun çıkarlarını savunma amacını taşıyorsa, bazen bu çıkarları savunma yolunda bambaşka uluslarla ya da topluluklarla savaşılabilir. “Bizim haklarımız” adı altında başkalarının hakları hiçe sayılabilir. Bu, tarih boyunca defalarca gözlemlenmiş bir olgudur.
Milliyetçilik Akımının Modern Dünyada Sebep Oldukları
Bugün, milliyetçilik 21. yüzyılda pek çok farklı şekilde tezahür ediyor. Dünyanın her köşesinde, milliyetçi hareketler, bir yandan küreselleşmeye karşı çıkarken, diğer yandan kendi ulusal çıkarlarını savunmaya devam ediyor. “Globalleşen dünyada ulusal kimliğimi nasıl korurum?” sorusu, bugün en çok sorulan sorulardan biri. Ama bu soruyu yanıtlamak kolay değil. Çünkü milliyetçilik bazen daha fazla ayrışmayı, daha fazla sınır çekmeyi, daha fazla yalnızlaşmayı da beraberinde getirebiliyor.
Bunu şu şekilde örneklendireyim: Brexit, Donald Trump’ın Amerika’da izlediği politika, Türkiye’deki milliyetçi akımlar… Bunlar, hepsi bir şekilde milliyetçiliğin modern dünyadaki etkilerinin göstergeleri. Bu etkiler bazen özgürlük, bağımsızlık ve kimlik kazanma isteği olarak ortaya çıkarken, bazen de bir “dışlama” kültürüne dönüşebiliyor. Öyle ki, bir ulusu savunmak adına başka bir ulus ya da etnik grup ne yazık ki “öteki” olarak etiketleniyor.
Peki, milliyetçilik artık gerçekten sadece bir kimlik savunusu mudur, yoksa bir tür egolarını tatmin etme aracı mı? Şu anda dünya çapında yükselen sağcı hareketlerin temelinde ne yatıyor? Bir düşünmek lazım.
Sonuç Olarak: Milliyetçilik, Geleceği Nasıl Şekillendiriyor?
Milliyetçilik akımının güçlü ve zayıf yanlarını ele aldık. Gerçekten de bu akım, toplumları birleştiren bir güç olabileceği gibi, aynı zamanda onları parçalayan, bölüp düşmanlaştıran bir kuvvet de olabilir. Milliyetçilik ile ilgili düşünmemiz gereken asıl soru şu: Bugün bu hareketin içinde bulunduğumuz dünyanın gerilimlerini azaltmak, birlikte yaşama iradesini pekiştirmek için nasıl bir rolü var? Yoksa her şeyin “biz ve onlar” olarak bölündüğü bir geleceğe mi doğru sürükleniyoruz?
Her şeyin ne kadar karmaşık olduğunu, ancak bir o kadar da tartışmaya açık olduğunu biliyoruz. Belki de bu yazıyı okurken, tam olarak hangi tarafta durduğunuzu ve ne düşündüğünüzü tekrar sorgulamak zorundasınız.
İçimdeki tartışmacı bir kez daha devreye giriyor: “Tartışmak değil, dinlemek önemli. Fakat gerçekten dinliyor muyuz?”